Zulkarneyn’in Kıssası

Cevapla
bilgikalesi
Site Kurucusu
Site Kurucusu
Mesajlar: 392
Kayıt: Pzr Tem 01, 2018 7:28 pm
Cinsiyet:
Turkey

Zulkarneyn’in Kıssası

Mesaj gönderen bilgikalesi » Sal Tem 17, 2018 6:51 pm

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Zulkarneyn’in Kıssası

أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ
وَيَسْأَلُونَكَ عَنْ ذِي الْقَرْنَيْنِ قُلْ سَأَتْلُو عَلَيْكُمْ مِّنْهُ ذِكْرًا

1) “Sana Zulkarneyn’den de soruyorlar. De ki: Ben size ondan bir haber okuyacağım.”

Kehf 83

إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا
2) “Kuşkusuz ki biz, onu yeryüzünde güçlü bir iktidar sahibi kılmış ve ona her şeyden bir yol vermiştik.”

Kehf 84

فَأَتْبَعَ سَبَبًا
3) “O da bir yol tuttu.”

Kehf 85

حَتَّى إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِمَّا أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّا أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا
4) “Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözenin içinde batar gördü. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: Ey Zulkarneyn! Onlara ya azap edersin, ya da haklarında güzel davranırsın.”

Kehf 86

قَالَ أَمَّا مَنْ ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَى رَبِّهِ فَيُعَذِّبُهُ عَذَابًا نُّكْرًا
5) “Dedi ki: Kim zulmederse ona azab edeceğiz! Sonra Rabbine döndürülür. O da ona görülmedik bir azab ile azab eder.”

Kehf 87

وَأَمَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُ جَزَاءً الْحُسْنَى وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا
6) “Ancak kim iman eder ve salih amel işlerse, ona en güzel karşılık vardır. Ona emrimizden kolayını da söyleyeceğiz.”

Kehf 88

ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا
7) “Sonra yine bir yol tuttu.”

Kehf 89

حَتَّى إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَى قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُمْ مِّنْ دُونِهَا سِتْرًا
8) “Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendilerine güneşe karşı bir siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğar gördü.”

Kehf 90

كَذَلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا
9) “İşte böyle. Biz, onun yanında ne tür bilgi ve tecrübe varsa (ilmimizle) kuşatmıştık.”

Kehf 91

ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا
10) “Sonra yine bir yol tuttu.”

Kehf 92

حَتَّى إِذَا بَلَغَ بَيْنَ السَّدَّيْنِ وَجَدَ مِنْ دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا
11) “Nihayet iki seddin arasına ulaştığında onların önünde neredeyse hiçbir söz anlamayan bir kavim buldu.”

Kehf 93

قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَى أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا
12) “Onlar dediler ki: Ey Zulkarneyn! Doğrusu Ye’cuc ve Me’cuc (bu) yerde bozgunculuk etmektedirler! Onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana bir vergi verelim mi?”

Kehf 94

قَالَ مَا مَكَّنِّي فِيهِ رَبِّي خَيْرٌ فَأَعِينُونِي بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا
13) “Dedi ki: Rabbimin beni içinde bulundurduğu güç (ve nimet) daha hayırlıdır. Bana (bedensel) güçle yardım edin sizinle onların arasına kuvvetli bir engel yapayım.”

Kehf 95

آتُونِي زُبَرَ الْحَدِيدِ حَتَّى إِذَا سَاوَى بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انْفُخُوا حَتَّى إِذَا جَعَلَهُ نَارًا قَالَ آتُونِي أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا
14) “Bana demir kütleleri getirin! Nihayet bunlar iki dağın arasını doldurup aynı seviyeye gelince: Körükleyin! dedi. Sonunda o demirleri kor haline getirdiğinde: Getirin şimdi bana, üzerine erimiş bakır dökeyim! dedi.

Kehf 96

فَمَا اسْطَاعُوا أَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْبًا
15) “Böylece onlar (Ye’cuc ve Me’cuc) ne onu aşmaya ne de delmeye güç yetirebildiler.”

Kehf 97

قَالَ هَذَا رَحْمَةٌ مِّنْ رَّبِّي فَإِذَا جَاءَ وَعْدُ رَبِّي جَعَلَهُ دَكَّاءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّي حَقًّا
16) “Dedi ki: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi geldiğinde onu dümdüz eder. Rabbimin vaadi haktır.”

Kehf 98


Cevapla