Şuayb Aleyhisselam’ın Kıssası

Cevapla
bilgikalesi
Site Kurucusu
Site Kurucusu
Mesajlar: 387
Kayıt: Pzr Tem 01, 2018 7:28 pm
Cinsiyet:
Turkey

Şuayb Aleyhisselam’ın Kıssası

Mesaj gönderen bilgikalesi » Sal Tem 17, 2018 6:55 pm

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Şuayb Aleyhisselam’ın Kıssası

أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحمن الرَّحِيم

1) “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O onlara şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir belge geldi. Ölçüyü tartıyı tam yapın ve insanların eşyasını eksik vermeyin. Düzene sokulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer mü’minler iseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”

A’raf 85

2) “Tehditlerde bulunmak, insanları Allah’ın yolundan alıkoymak ve onda çarpıklık aramak üzere bütün yollara oturmayın. Düşünün ki az sayıdaydınız Allah sizi çoğalttı. Bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bakın!”

A’raf 86

3) “Eğer içinizden bir topluluk, benimle gönderilmiş olana iman etmiş, bir topluluk da iman etmemişse Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

A’raf 87

4) “Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri dediler ki: “Ey Şu’ayb! Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri kasabamızdan çıkaracağız, ya da dinimize döneceksiniz.” O da şöyle dedi: “İstemesek de mi?”

A’raf 88

5) “Allah bizi ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah’a iftirada bulunmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe de zaten sizin dininize dönmemiz söz konusu olamaz. Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimizin arasını hak üzere aç (aramızda hak üzere hükmet). Sen açanların (hükmedenlerin) en hayırlısısın.”

A’raf 89

6) “Kavminin inkâr eden ileri gelenleri dediler ki: “Eğer Şu’ayb’a uyarsanız o zaman zarara uğrayanlardan olursunuz.”

A’raf 90

7) “Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

A’raf 91

8) “Şu’ayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zarara uğrayanlar Şu’ayb’ı yalanlayanlar oldu.

A’raf 92

9) “(Şu’ayb’da) onlardan yüz çevirip şöyle dedi: “Ey kavmim! Ben size Rabbimin bildirdiklerini ulaştırdım ve size öğüt verdim. Artık inkârcılar topluluğuna nasıl üzülürüm?”

A’raf 93

10) “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın. Ben sizi bir bolluk içinde görüyor ve sizin hakkınızda çepeçevre kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”

Hûd 84

11) “Ölçüyü tartıyı tam yapın ve insanların eşyalarını eksik vermeyin. Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”

Hûd 85

12) “Eğer mü’minler iseniz Allah’ın bıraktıkları sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin üzerinize bir koruyucu değilim.”

Hûd 86

13) “Onlar şöyle dediler: “Ey Şuayb! Bizim babalarımızın taptıklarını bırakmamızı yahut mallarımızda istediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen yufka yürekli, akıllı birisin!”

Hûd 87

14) “Dedi ki: “Ey kavmim! Ya ben Rabbimden gelen açık bir belge üzere isem ve O beni kendi katından güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa? Sizi menettiğim şeylerde size karşı aykırılıkta bulunmak istemiyorum. Gücümün yettiği ölçüde düzeltme yapmaktan başka bir şey istemiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben O’na güvendim ve O’na gönülden yönelirim.”

Hûd 88

15) “Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz! Nuh kavminin yahut Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin benzerinin sizin başınıza da gelmesine yol açmasın. Lut kavmi sizden uzak değildir!”

Hûd 89

16) “Rabbinizden bağışlanma dileyip sonra O’na tevbe edin! Gerçekten benim Rabbim çok rahmet eden, çok sevendir.”

Hûd 90

17) “Dediler ki: “Ey Şuayb! Biz senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve seni içimizde güçsüz görüyoruz. Yakın çevren olmasaydı seni mutlaka taşlardık. Bize karşı bir üstünlüğün de yoktur.”

Hûd 91

18) “Ey kavmim! Yakın çevrem sizce Allah’tan daha mı üstündür ki, O’na sırt çeviriyorsunuz? Şüphesiz Rabbim yaptıklarınızı kuşatmıştır.”

Hûd 92

19) “Ey kavmim! İmkânınızın elverdiğini yapın! Ben de yapıyorum. Kime kendisini aşağılatıcı azabın geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözetleyin! Ben de sizinle birlikte gözetliyorum.”

Hûd 93

20) “Emrimiz gelince tarafımızdan bir rahmetle Şuayb’ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları kurtardık. Zulmedenleri de bir çığlık aldı ve yurtlarında diz çöküp kaldılar.”

Hûd 94

21) “Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Semud halkı (Allah’ın rahmetinden) uzaklaştırıldığı gibi Medyen halkı da uzaklaştırıldı.”

Hûd 95

22) “Eyke ahalisi de Nebileri yalanladı.”

Şuarâ 176

23) “Hani Şuayb onlara demişti ki: “Siz sakınmıyor musunuz?”

Şuarâ 177

24) “Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir Nebiyim.”

Şuarâ 178

25) “Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.”

Şuarâ 179

26) “Bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak âlemlerin Rabbine aittir.”

Şuarâ 180

27) “Ölçüyü tam yapın ve eksiltenlerden olmayın.”

Şuarâ 181

28) “Dosdoğru terazi ile tartın.”

Şuarâ 182

29) “İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

Şuarâ 183

30) “Sizi ve önceki nesilleri yaratandan sakının.”

Şuarâ 184

31) “Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.”

Şuarâ 185

32) “Sen bizim gibi bir beşerden başkası da değilsin. Biz senin mutlaka yalancılardan (olduğunu) sanıyoruz.”

Şuarâ 186

33) “Eğer doğru söyleyenlerdensen haydi gökten üzerimize parçalar düşür.”

Şuarâ 187

34) “(Şuayb) dedi ki: “Rabbim sizin yaptıklarınızı daha iyi biliyor.”

Şuarâ 188

35) “Onu yalanladılar ve bunun üzerine kendilerini gölge gününün azabı yakaladı. Gerçekten o büyük bir günün azabıydı.”

Şuarâ 189

36) “Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.”

Şuarâ 190

37) “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin ve ahiret gününe umut bağlayın. Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”

Ankebût 36

38) “Ancak onu yalanladılar. Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.”

Ankebût 37


Cevapla