Adem Aleyhisselam’ın Kıssası

Cevapla
bilgikalesi
Site Kurucusu
Site Kurucusu
Mesajlar: 392
Kayıt: Pzr Tem 01, 2018 7:28 pm
Cinsiyet:
Turkey

Adem Aleyhisselam’ın Kıssası

Mesaj gönderen bilgikalesi » Sal Tem 17, 2018 6:57 pm

Adem Aleyhisselam’ın Kıssası

أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحمن الرَّحِيم

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَراً مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

1) “Bir zamanlar Rabbin meleklere şöyle demişti: Kuşkusuz ki Ben, kuru bir çamurdan, değişmiş ve şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım!”

Hicr 28

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوا أَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
2) “Bir zamanlar Rabbin meleklere şöyle demişti: Kuşkusuz ki Ben, yeryüzünde bir halife yapacağım. Melekler de şöyle dediler: Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz? Rabbin dedi ki: Kuşkusuz ki Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!”

Bakara 30

فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ
3) “Onu düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secdeye kapanın!”

Hicr 29

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلاَئِكَةِ اسْجُدُوا لآدَمَ فَسَجَدُوا إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
4) “Bir zamanlar biz meleklere: Adem’e secde edin! demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O ise yüz çevirdi, büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu!”

Bakara 34

فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى أَن يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
5) “Bunun üzerine meleklerin hepsi topluca hemen secde ettiler. Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.”

Hicr 30, 31

قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلاَّ تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
6) “Allah dedi ki: Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?”

Hicr 32

قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلاَّ تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ
7) “Allah dedi ki: Sana emrettiğim halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir? İblis dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın!”

A’râf 12

قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ الْعَالِينَ
8) “Allah dedi ki: Ey iblis! İki elim ile yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın, yoksa yücelerden mi oldun?”

Sâd 75

قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
9) “İblis dedi ki: Ben, kuru bir çamurdan, değişmiş ve şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek değilim!”

Hicr 33

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَنْ تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ
10) “Allah dedi ki: O halde in oradan! Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Kuşkusuz ki sen alçaklardansın!”

A’râf 13

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
11) “Allah dedi ki: Öyle ise oradan çık! Kuşkusuz ki sen, artık kovulmuş birisin!”

Hicr 34

وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَى يَوْمِ الدِّينِ
12) “Kuşkusuz ki Benim lanetim kıyamet gününe kadar elbette senin üzerine olacaktır!”

Sâd 78, Hicr 35

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
13) “İblis dedi ki: Rabbim, tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver.”

Hicr 36

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ إِلَى يَومِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
14) “Allah dedi ki: Kuşkusuz ki sen bilinen vaktin gününe kadar mühlet verilenlerdensin.”

Hicr 37, 38

قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
15) “İblis dedi ki: Rabbim! Beni azdırdığın için, andolsun ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!”

Hicr 39

قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ
16) “İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırdığın için, andolsun ki ben de onları saptırmak için, senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım!”

A’raf 16

قَالَ أَرَأَيْتَكَ هَذَا الَّذِي كَرَّمْتَ عَلَيَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُ إَلاَّ قَلِيلاً
17) “İblis dedi ki: Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Eğer kıyamet gününe kadar beni ertelersen, yemin ederim ki pek azı dışında onun zürriyetini hükmüm altına alıp kendime bağlayacağım!”

İsra 62

ثُمَّ لَآتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلاَ تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ
18) “Sonra elbette onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenler bulamayacaksın!”

A’raf 17

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ
19) “Allah dedi ki: Yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki insanlardan sana kim uyarsa onları ve sizi, hepinizi cehenneme dolduracağım!”

A’râf 18

قَالَ اذْهَبْ فَمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمْ جَزَاء مَّوْفُورًا وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِم بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الأَمْوَالِ وَالأَوْلادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ إِلاَّ غُرُورًا
20) “Allah dedi ki: Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa, kuşkusuz ki hepinizin cezası cehennemdir, hem de tam bir ceza! Onlardan güç yetirdiğini sesinle yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla yaygara çıkarıp üzerlerine çullan. Mallarda, evlatlarda onlara ortak ol, onlara ha bire vaatte bulun. Şeytan onlara bir aldanıştan başka ne vaat eder ki?!”

İsra 63, 64

إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفَى بِرَبِّكَ وَكِيلاً
21) “Kuşkusuz ki Benim kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olamaz! Rabbin vekil olarak yeter.”

İsra 65

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ
22) “İblis dedi ki: Ancak onlardan ihlâs sahibi kulların müstesnadır.”

Sad 83

فَقُلْنَا يَا آدَمُ إِنَّ هَذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى
23) “Bunun üzerine biz şöyle demiştik: Ey Adem! Kuşkusuz ki bu İblis, senin ve zevcenin düşmanıdır! Dikkat et de sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun!”

Ta-Ha 117

وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ
24) “Ey Adem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!”

A’raf 19

إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَى
25) “Kuşkusuz ki sen burada hiç acıkmayacak ve çıplak da kalmayacaksın!”

Ta-Ha 118

وَأَنَّكَ لَا تَظْمَأُ فِيهَا وَلَا تَضْحَى
26) “Ve sen burada susamayacak, kuşluk vakti güneşinden de yanmayacaksın!”

Ta-Ha 119

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَا آدَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَّا يَبْلَى
27) “Sonunda şeytan Adem’e şöyle vesvese verdi. Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığa delâlet edeyim mi?”

Ta-Ha 120

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ وَقَاسَمَهُمَا إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِحِينَ
28) “İblis, onların kendilerine gizli kalan çirkin yerlerini, kendilerine göstermek için onlara vesvese verip dedi ki: Rabbiniz sırf ikiniz de melekleşirsiniz veya burada ebedi kalıcılardan olursunuz diye size bu ağacı yasakladı. Onlara, kuşkusuz ki ben size nasihat edenlerdenim, diye de yemin etti.”

A’raf 20, 21

فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى
29) “Nihayet, ikisi de ondan yediler. Bunun üzerine, çirkin yerleri kendilerine açıldı; üzerlerine cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Adem, Rabbine asi oldu, böylece azdı.”

Taha 121

فَدَلاَّهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَا إِنَّ الشَّيْطَآنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ
30) Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Cennet yapraklarından oralarına örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Kuşkusuz ki şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim? diye nidâ etti.”

A’raf 22

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ أَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ أَوْلِيَاء مِن دُونِي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمِينَ بَدَلًا
31) “Hani biz meleklere: Adem’e secde edin, demiştik! İblis hariç olmak üzere hepsi secde ettiler. İblis cinlerdendi. Rabbinin emrinden dışarı çıktı! Şimdi siz beni bırakıp da onu ve onun soyunu dost mu ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır! Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!”

Kehf 50

وَلَقَدْ عَهِدْنَا إِلَى آدَمَ مِن قَبْلُ فَنَسِيَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْمًا
32) “Andolsun ki biz daha önce Adem’e de (o ağaçtan yememesi için) ahid vermiştik. Fakat o unuttu. Biz onda azim bulmadık!”

Ta-Ha 115

فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ
33) “Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır.”

Bakara 36

قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى
34) “Allah dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin! Size benden bir hidayet geldiği zaman, kim benim hidayetime tâbi olursa o (dünyada) sapmaz, (ahirette de) bedbaht olmaz!”

Ta-Ha 123

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى
35) “Kim benim zikrimden (Kur’an’ımdan) yüz çevirirse, kuşkusuz ki onun için zor, sıkıcı bir hayat şekli/dar bir geçim vardır! Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz!”

Ta-Ha 124


Cevapla